|
|
|
Tarih : 26.01.2010 - 12:14:42 |
|
| Üretici Gazetesi Genel Müdürü Murat Çakır, siyasetin duayen ismi Av. Metin Öneyle Türk siyesetin yapısını konuştu |
|
| |
Türk Parlamenterler Birliği İzmir şubesi sempozyumlar dizisi düzenliyor... Dizinin adı "Siyasi katılım ve siyasetin güler yüzü...." Bu sempozyumlarının ilkinin konusu "Atatürk'ü anlamaktı. Konferans salonunu dolduran yüzlerce kişi devlet adamı Atatürk'ü, asker Atatürk'ü, Diplomat Atatürk'ü ve İnsan Atatürk'ü tartıştı. Bunu "Anayasa", "TBMM", Üniter Devlet" konulu semir izledi. Şimdi sırada "Cumhuriyetin Temel İlkeleri."Katılımcılar 5 Şubat günü Laiklik, Demokrasi, Çağdaşlık, Sosyal Adalet anlatılacak. Kuruluş amaçlarını anlatan Şube Başkanı Metin Öney, Parlamenterler Birliğini sosyal, siyasal ve kültürel hayatta etkin bir sivil toplum örgütü haline getirme gayretinde olduklarını belirtti.
ÜRETİCİ: İzmir Parlamenterler birliğinin kuruluş amacı ve çalışmaları nelerdir. Önümüzdeki süreçte ne gibi çalışmalar yapacaksınız?
METİN ÖNEY: Hedefimizde iyi ve etkili bir sivil toplumu örgütü olmak var. Öteki sivil toplum kuruluşları ile kaliteli ilişkiler içinde olacağız. Türkiye'de birçok kurum ve kuruluşun yetki ve görevleri bilinmiyor. Biz bu konuda 12 ana başlık altında bir çalışma başlattık. Atatürk'ü doğru anlamak, TBMM, anayasa, dış siyaset, ekonomi gibi başlıklarda çalışmalar başlattık. İstiyoruz ki bu çalışmalara siyasi partilerimiz de fikir anlamında katkı yapsın. Yereldeki ve geneldeki sorunlarımıza ortak çözümler üretilsin. Bu anlamda ülkemizde üst kademelerde görev yapmış düşünce adamlarımızdan sonuna kadar yararlanılması gerektiğine inanıyoruz. İzmir Parlamenterler Birliği olarak 5 Şubatta "Cumhuriyetin Temel İlkeleri" adı altında 5. sempozyum yapacağız. 80 - 100 kişinin geldiği konferanslarımız çok faydalı oluyor. Bizim sempozyumlarımızda konuşmacı olarak katılanlar konuşup gitmiyorlar. 45 - 50 dakika sunup yaptıktan sonra 30 dakikada katılımcıların sorularını yanıtlıyorlar.
Partiler sadece birbirleriyle tartışarak, kötüleyerek bir yere gitmez. Bizde buna dur diyerek katkıda bulunmak istedik. Bu bağlamda partileri ve yerel yönetimleri ziyaret ediyoruz. Bu ziyaretlerimizde hep beraber ortaklaşa fikir üretmek, ortamı yumuşatmak için sempozyumlar düzenleyelim dedik. Hepsi olumlu yanaştılar.
İzmir Parlamenterler Birliği olarak siyaset dışında Edebiyat günleri düzenlemek için çalışmalar yapıyoruz. Ülkemizde çok iyi Edebiyatçılar ve şairler var. Türkiye değerlerini unutuyor. Bu değerleri unutmamamız lazım. Bizde Parlamenterler birliği olarak bu mücadeleyi vereceğiz. 1 yıl gibi kısa sürede İzmir Parlamenterler Birliğinin adını iyi duyurduk. Etkili sivil toplum hareketi haline getirdik. Çalışmalarımıza daha da artırarak devem edeceğiz.
ÜRETİCİ: İzmir Parlamenterler Birliğinin üyeleri içerisinde çok değerli kişiler var. Bu kişilerden siyasi partiler, belediye başkanları ve bürokratlar yararlanıyorlar mı?
METİN ÖNEY: Türkiye deneyim ve bilgi ve birikimler mezarlığı haline geldi. Örnek mi istiyorsunuz, alın bizim birliği... Bu kurumda başbakanlık, bakanlık, milletvekilliği ve senatörlük yapmış birçok değerli ve deneyimli insan var. Şurada bir Belediye Başkanı, ya da karar mevkiinde olan bir üst düzey bürokrat, meşgul oldukları konularla ilgili olarak bu deneyimli insanları çağırıp danışmadı. Bu insanların bilgi ve birikimleri, temsil ettikleri insan gücü boşuna bekliyor. Bir yandan tecrübeli beyinlerden faydalanırken, bir yandan gençlerimizin de siyasetten uzak kalmamasını, siyaset yapmalarını çok istiyoruz.
ÜRETİCİ: Size göre parlamenter sistemi sağlıklı işliyor mu?
METİN ÖNEY: Tabiî ki işlemiyor. Parlamenter sistemin Türkçesi "Milletvekili sistemi" dir. Bu ne demek? Milletvekili kanun teklifi verir, gündem dışı konuşmalar yapar, konularla ilgili görüşlerini beyan eder, sosyal, siyasal, ekonomik sorunlara el atar. Ama yapılan öyle değil. Mesela bir milletvekilinin verdiği kanun teklifinin gündeme gelmesi mucizedir. Kuvvetler ayrılığına rağmen yürütmenin hâkim olduğu, yani ancak yasa tasarısı ( hükümetin önerdiği yasalar) meclisten geçer.
ÜRETİCİ: Genel Başkanlar dışında karar alınması çok zor demek istiyorsunuz galiba?
METİN ÖNEY: Evet, genel başkan dışında her hangi bir kişinin karar alması zordur. Yani parti içi demokrasi yoktur. Bunların nedenlerine gelince, adayları tespit eden, örgütleri tespit eden, dilediğini bir faxla bile görevden alan, iktidarda hükümeti kuran, koalisyona girme kararı veren genel başkanlardır. Bu tabloda parti içi demokrasi den bahsedilemez. Kendi partisinde demokrasi işlemiyorsa, ülkede demokrasiyi nasıl işletecek, sıkıntının kaynağı işte budur. 1960 - 1970 öncesi daha demokrat bir Türkiye vardı. O zaman aday seçimlerin de partiler de ön seçim yapılırdı. Yani parti içindeki kayıtlı üyeler örgütler çok güçlüydü. İsteyen aday olabiliyordu. Parti içi demokrasi iyiydi. Ama günümüzde parti içinde adayları genel başkan belirliyor. Bu sebeple zaten siyasete ilgi azaldı, kalite düştü. Aydın, yurttaş aday göstermezler diye siyasete girmiyorlar.
ÜRETİCİ: Peki, bunu nasıl düzelteceğiz?
METİN ÖNEY: Çözüm için ilk önce üye kayıtlarından başlayacağız. Üye kayıtlarının aynen ilçe seçim kurulu gibi bir kurul yapmalı. Bu yapılmadığı için il, ilçe kendisine göre üye kaydı yapıyor. Genel kuruluda öne göre ayarlıyorlar. Diyelim 5000 üyesi olan bir partinin ilçe delege üyesi 400 dür. Yani 400 delegeyle seçim yapıyor. Geriye kalan 4600 kayıtlı üyesini yok sayıyor. İlde ise 600 delege, genel kurulda da yaklaşık 1200 delege. Bu ne demek 601 oyu alan genel başkan oluyor. Yani diğer kayıtlı üyeler yok sayılıyor. Sizce burada demokrasi var mı? Yok, tabi ki… Onun için ben hep diyorum, Türkiye'de genel başkanları değiştirmek padişah değiştirmekten zordur. Kayıtlı üyelerle seçim yapılmalıdır. Bu seçimlerde hâkimler nezaretinde olmalıdır. Düşünün bir partinin ilçede 1500 - 1700 oyla seçildiğini, ilde de aynı şekilde bütün kayıtlı üyelerin katılımıyla oy aldığını ve bunun genel merkez seçimlerinde 4 - 5 milyon kişiyle yaptığını düşünün o zaman demokratik bir seçim olacaktır. Genel başkanlığa bir sınırlama getirilmemelidir. Yani bir genel başkan başarılıysa devam etmelidir. Ama bunun başarısını sandıkla ölçmeliyiz. Seçim ölçüsü sandık olmalıdır. Yani %15 oy alan bir lider bir sonraki seçinde %14 oy alırsa divanıyla istifa etmesi lazım. Avrupa da bu böyledir. Adam gibi adamların seçilmesi lazım… Haiti'de deprem oldu. George W. Bush, Clinton, Barack Obama birlikte destek verdi. Hatırlayın Amerika seçimlerinde Hillary Clinton, Barack Obamaya rakipti, şimdi Obamanın kabinesinde Dışişleri Bakanı. İşte kültür bu olmalı.
ÜRETİCİ: TBMM'de çok değerli siyasetçiler var. Peki, neden iktidara gelen partiler diğer parti liderlerinden ya da önceki başbakanlardan fikir alış verişinde bulunmazlar?
METİN ÖNEY: TBMM de bir başbakan daha var. 3 Kez Başbakanlık yapmış Sayın Mesut Yılmaz var. Mevcut başbakan herhangi bir konuda 2007'den bu yana neden Sayın Yılmazın görüşlerini almaz. Siz görüştüğünü hiç duydunuz mu? Neden tecrübesinden yararlanılmıyor. İşte bu yapılırsa demokratik kültür gelişmesi olur. Gazetelerde ve televizyonlarda hep duyarız. Cumhurbaşkanı köşkte gazetecileri, sanatçıları ağırlıyor diye. Ama hiç duymadık Cumhurbaşkanının Çankaya'nın önceki sahiplerini çağırıp tecrübelerinden ve fikirlerinden yararlandığını. Yani çağırılıp görüşleri alınsa ayıp mı olur? İşte bu yapılırsa gerçek demokrasiye ulaşırız. Ben bunun mücadelesini veriyorum. Partiler arası dayanışma, iş birliği fikir alış verişi sağlanmasına çalışıyoruz. Partilerden hep olumlu yanıt aldım ama uygulamayı bekliyorum. Tabi yerel ve mülkü amirlerden de aynısını bekliyoruz.
ÜRETİCİ: Kürt açılımı hakkında ne düşünüyorsunuz?
METİN ÖNEY: Evvela doğru teşhis doğru tedaviyi gerektirir. Açılımda olaya doğru teşhis konulmamıştır. Açılımın ne olduğunu biz dâhil Cumhurbaşkanlığı yapmış kişiler bile bilmemektedir. Şu ana kadar elle tutulur hiç bir proje ortaya konmamıştır. Söylendiğinin aksine daha çok ayrıştırmaya yol açmaktadır. Oysa biz doğusuyla batısıyla, kuzeyiyle güneyiyle bir bütünüz. Onun için açılım sonuç vermez ve vermeyecektir de.
ÜRETİCİ: İzmir'de yaşamaktasınız. Sizce İzmir'de yerel yönetimler nasıl çalışıyor?
METİN ÖNEY: İzmir uzun zamandır sadece sayısal olarak 3. büyük şehirdir. Ama sanayide, ticarette, turizmde güzel şehir olmada 3. büyük şehir değildir. İzmir'in Ankara'da lobisi de yoktur. İzmir iyi yönetilmemektedir. İzmir bir köy-kent görünümündedir. İzmir Demokrasinin beşiğidir. Batıya açılan güneş en son Karaburun da batar, demokrasi güneşi en evvel İzmir'den doğar. İzmir'in sosyal, ekonomik, kültürel kalkınmaya ihtiyacı var. Mevcut tablo umut vermiyor. Bu hem yerel hem de genel yönetimle doğrudan ilgilidir. Ayrıca İzmir birkaç kişinin elinde kalmıştır.
ÜRETİCİ: Siyasette duayen bir isimsiniz. Peki, bize bir genel değerlendirme yapar mısınız?
METİN ÖNEY: Dünyada Sol ve sağ diye adlandırılan iki ayrı görüş vardır. Medeni ülkeler bunun üzerine inşa edilmiştir. Amerika'da Cumhuriyetçiler-Demokratlar, İngiltere'de Muhafazakârlar - İşçiler, Almanya da Sosyal demokratlar - Hıristiyan demokratlar bunları çoğaltmak çok. Bu bir realitedir. Batı bunun çözümünü bulmuş. Batıda sağ partiler iktidarken pastayı büyütürler ama adil dağıtmazlar, o zaman seçmen sosyal demokratları seçer. Sosyal demokratlarda pastayı büyütemezler ama adil dağıtırlar. Örneğin İngiltere'de muhafazakârlar pastayı büyütürler, işçi partisi de göreve gelerek adil dağıtırlar. Yani seçmen bilinçlenmiş. İşte demokratik kültür budur.
Türkiye'ye bakalım. 1950'den bu yana yapılmış olan işlerin altında sağ partilerin imzası var. 1950 - 1957, 1965 - 1971, 1983 - 1991 hep orta sağ iktidar. Olumsuz şeylerde var ama olumlu şeyler olumsuzlardan çok fazla. O zaman devlette ve rejimde kavga yoktu. O zaman devletin ortak bir noktası, omurgası vardı. Omurga Atatürk'tü. EN yüksek kalkınma en düşük enflasyon o dönemlerde oldu. Bir örnek vereyim, GAP ve F16 projeleri o dönenlere ait. Ne zaman Türkiye'de bu orta sağ çöktü, işte kaos o zaman yaşanmaya başladı. Bütün kurumlar tartışılır hale geldi.
Atamıza, Cumhuriyete, Laikliğe, Uniter devlete, İstiklal Marşı, bütün kurum ve kuruluşlar tartışılır hale geldi. Çözüm demek ki orta sağda. Şu an ufukta bunu dolduracak hareket yok. Üzülerek söylüyorum orta sağ yok. Önümüzdeki seçimlere kadar orta sağ doldurulmalıdır. Bu olursa Türkiye normalleşecektir.
Türkiye'de rejim kaygısından dolayı ekonomik sıkıntılar unutuluyor. Millet gündemi takip edemiyor. Rejimle ilgili her gün bir haberle uyanıyoruz. Böylece devletin altı oyuluyor. Kurumlar uyumsuz olursa devlette uyumsuz olur. Çok karamsar bir tablo çizdik. Ama bu umutsuz olduğum anlamına gelmesin, çünkü ben ülkemi çok seviyorum ve şu sözü kendime yol edinmişimdir. Karanlığın en yoğun olduğu zaman aydınlığın en yakın olduğu zamandır.